f
''80 sonrası'' Türk Edebiyâtı'na baktığımızda ; kayda değer eser üretilmemiş olmasını sansürün kalkmış olmasına bağlayacağım da; korkarım ağzıma acı biber de sürülecektir bu sebeple.
bunun yerini alan otosansür midemi bulandıran bir hızla yol almaktadır.bir sanatçının otosansür uygulaması kadar ahlâksızca olan bir başka şey de ; yeis aşılamak.
günümüz gençliğinin ısrarla bir ''Tutunamayanlar'' döngüsünde yitip gidiyor olması beni heveslerimden usandıran bir hâl almakta devam edegeliyor.
Tutunamayanlar'a tutunmakta ısrar niye ? birkaç yıldır sorguladığım bir olgu.Oğuz Atay'ın kalemini eleştirme derdinde değilim ki o da yapılabilir.bana göre yazdıkları kutsal değildir nitekim.hattâ ölüye saygısızlık olmayacağını düşünsem , ağır sözlerle ruhunu incitebilirim.şimdi beni duyuyor olduğunu bilsem ''üstâd beğendin mi yaptığını '' demekten de kendimi alamazdım herhâlde.
Yalçın Küçük Hoca'yı bir defa daha muhabbetle anmanın yeri geldi ; '' Türk Edebiyâtı'ndaki en büyük eksiklik ütopyadır '' derken nasıl da haklı çıkarıveriyor düşüncelerimi.insanlara umutsuzluk aşılamayı görev addeden yazar tayfası acaba yaptıklarının farkında mıdır ? geçtim ondan hangi sorumluluk bilinciyle yazmış olabilirler ? yazar yazdıklarından sorumlu değildir de nedir ? sanatçı ender olduğu kadar önderdir de halkın gerisinde ya da arkasında sıra beklemez.bekliyorsa da sanatçı olamamıştır zâten.
insanlara ümitsizlik aşılamak kadar kolay olan bir şey daha varsa ; ümitsizce yaşamaktır.kişi elbet ne yaşıyorsa onu yansıtacaktır.elimde bir sansür imkânı olsaydı ; inanın seve seve kullanırdım bu hakkımı. ironik değil mi ? bunca özgür düşünüp yazabilen ben, başka birilerinin özgürce düşündüklerini yazmasına izin vermeyeceğim ha ! aklımdan geçenleri dürüstçe söylemezsem rahat edemem.insanlığı ümitsizliğe düşüren , değil bir roman , kutsal kitap olsa yasaklardım,evet.
karalar bağlayıp gezen insanlar istemiyorum !
körpecik beyinlerin ölüm temasıyla sevişmesi tüylerimi diken diken ediyor !
kendini sürekli boşlukta hisseden insanların, kendine olmadığı gibi başkalarına da faydası olamayacağını düşünüyorum.henüz 15'inde olan güzel yavrumun güzel şeyler düşünüp gerçek sanatla beslenmesini arzu ediyorum.bu uğursuz sözleri yazanları da, söyleyenleri de hayatımızdan çıkarmak istiyorum.etrafımda boş boş bakan gençleri görmekten , bıkkın ifadelerini seyretmekten sıkıldım. ''ölüsevici derneği '' üyeleri gibi davranmalarından gınâ geldi.ama en çok bu dertleri başımıza saranlara sinirleniyorum.ticari kafalarla üretilen şeylerin hiçbiri sanat eseri değildir.ortadaki başıboşluk yüzünden gerçek sanatçı , yerini bir türlü bulup oturamamaktadır.bu salon yeterince geniştir ama koltuklar çoktan satılmıştır !

bat dünya bat!
Oğuz Atay'la ilgili yazılanları karıştırırken bloğunuz karşıma çıktı. Çok güzel bir blog olduğunu söyleyebilirim. Ama O. Atay'ı hiç anlamadığınızı da üzülerek gördüm. Dahası bu düz mantıkla dünya edeyatının tüm ustalarını da yok sayıyorsunuz. İnsanlara keder, kasvet aşılıyor diye Kafka'yı, A.Camus'u, Sartre'yi bizden Tezer Özlü'yü, Yusuf Atılgan'ı ve daha nice büyük edebiyatçıyı yasaklayalım. Elimizde ne kaldı? Ayşe Kulin'ler, Ahmet Altan'larla idare ederiz artık di mi? Çook yanlış düşünüyorsunuz.
tehlikelioyunlar
2006-10-09 21:19:31 - 2006-10-09 21:19:31 - - Kalıcı Bağlantı
Başlıksız Yorum
Sevgili Zeyl'in verdiği link pek güzel pekiştiriyor yazdıklarımı.Teşekkür ederim.
70'lerde yazılan şeylere bunca tutunmayı haklı kılan bir taraf elbette var.O ayrı bir bahis konusu.Benim demek istediğim 80 sonrası edebiyat üretimindeki eksiklik bizi bu noktaya metazori sürüklemektedir ya da hemen bir özeleştiri yaparak devam edeyim; eskiye oranla yeni çıkanları da pek takip ediyorum sayılmaz ,kimbilir arada kaynayıp gidenler de oluyordur.Ancak kitapların pahalı oluşu ve kütüphanelerimizin yetersizliği hattta yokluğu önemli sebeplerden birisidir.
Çok satanlar listesinde Ahmet Altan'ı görmek de ayrıca bulantılarıma yeni bulantılar eklemektedir.
Değerli katkılarınız için teşekkür ederim.
bizherdemtazeyiz
2006-03-20 16:57:26 - 2006-03-20 16:57:26 - - Kalıcı Bağlantı
Başlıksız Yorum
Pazartesi, Mart 20, 2006 - Hele bi teferruat verde bilelim
Yazan: hamitakcay (213.238.129.10)
Bu p.m de ne ola.Ne dek nasıl edek bu işin şartı şurtu varmı tutulacak bal, yalanacak parmak varmı
Sn:Leblebi açıklayın gari
Düzenleyen hamitakcay gün: Monday, March 20, 2006 saat: 03:09
hamitakcay
2006-03-20 15:11:15 - 2006-03-20 15:11:15 - - Kalıcı Bağlantı
Başlıksız Yorum
Bu da sanırım psikolojik savaşın bir parçası..
Gençleri boş ve kötümser yetiştirmek..
Sonra saçmasapan yine ölümle beslenen ya da onu düşündüren mecralara sevketmek..
En önemlisi gençleri mizahtan soğutmak..
Asıl etken bu bence..
Biraz blogları gezmek bile inancını pekiştiriyor insanın..
Saygıyla..
shikayetkutusu
2006-03-20 15:04:43 - 2006-03-20 15:04:43 - - Kalıcı Bağlantı
burayı da okumak lazım öyleyse
http://www.milliyet.com.tr/ozel/kitap/040304/04.html
Katılıyorum sözlerine
zeyl
2006-03-20 14:50:24 - 2006-03-20 14:50:24 - - Kalıcı Bağlantı
Başlıksız Yorum
şimdi anladım .Valla ben ayağımı kaldırmışım sen basmışsın ne diyeyim.
hamitakcay
2006-03-20 08:34:56 - 2006-03-20 08:34:56 - - Kalıcı Bağlantı