f
ben bir ağaçtım
bütün mevsimlerden kovulmuştu dallarım
gövdem kurumuştu
köklerimdi tutan
uzun yıllardan dolandı
körfezde ulaştı köküne
son buldu hasret
şimdi tek mevsim
bahar/yâr

bir köküm bağdat ,
bir köküm şam ,
kadim bir uygarlığın beşiğinde
sevdamızın ocağı
tütsün sonsuza ...
bir de adımız ,
son din olsun .
besmelem sen ,
secdem sana ,
ibrahim'den miras kurban ;
ben .

acz ise kendine acı/ağla/mak
içindeyim
ne kadar acısam az bana
kendimi yansımama hapsediyorum şimdi
izninizle
başka türlü yapamam ben
ya içindeyim çemberin
ya dışında
...


"...kutlarım; başardın.
doğum sancılı oldu.
doğurdun yokluğumu.
kutla, uzak bir odada,
beni unutuşunu.
kutla beni: elimden geleni yaptım
yıpranma diye; baktım.
uzaklaşıyordu sesin; bıraktım.
kutlayalım birbirimizi; başardık.
işte her şey normal şimdi.
yağmurda belirsiz bir yara izi..."
Tarık Günersel
' Dostluğu sınamak , dostça değildir ' der Tarık Günersel Aforizmalar'ında . Benim de bir önermem olacak o vakit :
Yalan dostum , dostluk diye bir şey yok . Çok mu aparma geldi ? Peki o zaman şöyle söyleyelim : Dostluğun bittiği yerde düşmanlık başlar . Bu da mı olmadı ?
Ne gereksiz bir şey şu dostluk , öteden beri bonkörce sözü edilir .Üzerinde beş dakika bile düşünülmemiş bir kavram hakkında konuşmaksa gabiliğin dik âlâsı . Aslolan varlığa duyulan sevgidir .
Anamın ettiği çoğu söze îtibâr etmezken , kızımın saçmalamalarını dahi gözümde yüceltirim . Karşılık beklemeden kime dost olur insan ? Dost karşılık bekler mi ? Dostluğu sınamak aslında bizi korkutur mu ? Beklemeye ne hâcet ? Beklentisizlik ne güzel bir şey . Yaşasın dostsuzluk !

Akla yalnızlık geliyor,
- iğrenç ve tam
delilerin ve ölülerinkine yakın - ,
İnsandan çok eşyaya benziyorlardı :
duvar saatleri gibi ... ,
kibirli ,
ve kelepçe , zincir filan gibi hazin ... diler.
Ve yasak olmayan değil ,
yüreğinde gizleyip , elde kalabilen şey :
sevmek , düşünmek ve anlamak .
Fakât devam ediyor bizimkisi ,
sevmek , düşünmek ve anlamakta devam ediyor kafam ,
dövüşemeyişimin affetmeyen öfkesi devam ediyor
ve sabahtan beri karaciğer sancımakta berdevâm .
N.Hikmet
Dokuzuncu Yıl Şiiri'nden
Şâir'in ( N. Hikmet) şiirlerinden etkilenmem pek ender durumlardandır ne hikmetse. Pek çok insanın, şiirlerini ezbere okuyabildiklerini biliyorum . Papirüs'ün , Aralık 1967'de basılan 19. sayısı elime geçene değin bu satırlara âşinalığım yoktu .Belki de eski bir Papirüs baskısına sahip olmamla birlikte oluşagelen bir durumdur. Şimdilik burası sır .Kitap kokusunu seviyorum , eski kitap kokusunu daha çok . Kimbilir , yalnızlığımı bastıran bir kokudur belki de ..
Bir ölününküne eşdeğer olmasa da bir delininkine yakın duran bir yalnızlığım var. Hem kimbilir ölüler sandığımız gibi yalnız değildirler. Bu bakımdan ben şâir gibi târif etmeyeceğim . Deliliğe methiyeler düzerek yüceltmeyeceğim , ne olsa şimdilerde moda bu . O bir hâldir ve kolayına kimselere nâsip olmayacak bir hâl .Öncelikle bedâva değildir . Önüne gelen sahip olamaz . Ya raporunuz olacak en uyduruk olmayan tarafından , ya da uğrunda yaptıklarınız cümleâlem tarafından tescillenecek .Genlerinizde varsa ne âlâ ( benimki gibi ).Şimdiki zamanda sevmeye devam edebilmek pek akıllı işi olmasa gerek . Düşünmekse en asil görevidir bir delinin . Anlamak onun için çocuk oyuncağı . Siz daha aklınızdan geçirmeye başladığınızda , o tanığıdır bütün düşüncelerinizin . 'Aklımızdan geçenlerin tanığı yoktur ' diyen Kofin ;
- Sen de beni anlıyor musun ?

"Bugün vardığımız barışın ebedi barış olacağına inanmak sâfilik olur. Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, ondan bir an bile gaflet, milletin hayâtını tehlikeye sokar. Şüphesiz, hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe, mukâbil saygıda asla kusur etmeyeceğiz. Fakat, ne çare ki, zayıf olanların hukukuna saygının noksan olduğunu veya hiç saygı gösterilmediğini çok acı tecrübelerle öğrendik. Onun için her türlü ihtimallerin gerektireceği hazırlıkları yapmakta, asla gecikmeyeceğiz."
"Türk miletine doğru ve güzeli veriniz, anlatınız, muhakkak kucaklar."
"Biz daima hakikât arayan, onu bulunca ve bulduğuna kâni olunca açıkça söylemekten kaçınmayan insanlar olmalıyız."
Mustafa Kemâl ATATÜRK
Ata'm ;
bugün, bizim diyecek sözümüz ,
yüzüne bakacak yüzümüz yoktur.

asmakilit yazar da demir leblebi yazamaz mı ? altta kalanın canı çıksın peh !
geçen yıl bütün aramalara rağmen bulunamayan ilâhi adalet, bu yıl son anda ortaya
çıkarak bizleri mahçup etmiştir.
şimdilerde ah azize vah azize türküsü dilime dolanmış olup , taşlar yerine oturmuş bulunmaktadır.
bir avuç kahraman yine yapacağını yapmış, kimselerin beğenmediği vâkur başkan'a geç kalmış bir şampiyonluğu hediye etmiştir.
duyduk duymadık demeyin :
denizli'ye horoza giden , evdeki hindiden de olurmuş !
sezon başından beri ısrarla yazmaya devam ettiğim yedek HASAN KABZE bu şampiyonluğu sırtladı. son dakikalarda attığı son dakika golleriyle gözümü yaşartan bu mütevazı genç beşiktaş'a attığı son 17. saniye golüyle şampiyonluğu getirdiğinin farkında mı acaba ? elbet öyledir ama centilmen tavrı buna hiç izin vermez. dilerim hiç bozulmazsın asil adam , dilerim takımda hak ettiğin yeri bulur şampiyonlar liginde dosta düşmana kendini bir kez daha ispat edersin.
SARIYLA
KIRMIZIYLA
ALNIMIZIN AKIYLA !!!

Temel ve Dursun idama mahkûm edilmişler. İnfazdan önce Dursun’a sormuşlar:
- Son isteğin nedir?
Dursun biraz düşünmüş ve "annemi görmek istiyorum" demiş.
Sonra Temel’e sormuşlar:
- Son isteğin nedir?
Temel uzunca bir süre düşündükten sonra "son isteğini" açıklamış:
- Dursun annesini görmesin!
Mehmet Y. Yılmaz'ın köşesinde okumuştum bugün.
Bize bizi anlatan duyduğum en iyi fıkra.
Türk'ün Türk'ten âlâ düşmanı yoktur.
Biz birbirimizi kucaklar sonra döner bıçaklarız sonra döner kucaklar sonra döner bıçaklarız sonra döner kucaklar sonra döner ımmm neydi ?

“ yarın sabah
günlük güneşlik olacak
ne güzel bu yaşam
uslu dur yüreğim.”
(Anna Ahmadova)
hiç uslu durmayı bilmediğimden sebep
hep yara bere içinde gezerim
olsun yine gezerim
yine de gezerim
hem bu dönen şey de ne ?
