f
kıştı
üşümüyordum
belki bin yıldır
günyüzü görmemişti bedenim
korkmuyordum
heybetli duygularım
gömülüydü
ağırlığımca toprağın altında
üstüne bir de dünyayı örtmüştüm
aydım sana
güneşim oldun

gölbaşı'na günbatımı konmuş
sefâsız bir akşam
yâr ne bilsin
sözü yumruk
geçmez boğazdan
iki lokma
haramdır ondan noksan

bir göz odamız olsun ;
kuru bir döşek yerde
iki yumurta kıralım ,
payım senin olsun .
göğsün secde olsun alnıma
şükür namazlarında .
hiç susmadan ,
kimsenin bilmediği bir dilden
sevda sözleri edelim ;
yalın ..
nuh'dan uzun yaşayalım
son nefesimi ,
ciğerine üfleyeyim ..
ilâhi olanı nasip edene
borcumu ödeyeyim
âmin !

foto : erdal kınacı
O bilir
O anlar
O bildirir
O oldurur
.
.
.
yârüağyar mı idi ki ?
tez döktün dilini
bağlansın şimdi
ses etme !
ne çabuk geçtin sefâdan
çektiğin çile mi ?
be hey üvey !
ah sana
vah sana
...
çember fırlamış ok olmuş
yâr gülbenzini soldurmuş
zülüflü bir gecenin dizlerinde
senin yeminini gözlemiş
ne bilsin ..
.
.
.
ne bilsindi âcemisin aşka
ah sana
vahlar sana
...
kon şimdi dalına
daya sırtını çınara
yâr heder oldum
af şânına yakışır
de
yakar !
ağla ...
ağla ...
ağla ...
çağır azraili
deli dumrul'luk tasla !
and ver :
düşersen dilimden
gözümden
unutursam seni
vazgeçersem senden
âhım benimdir
sırtımda odunları taşıyarak
yanacak olan benim
yâr !
düşürme beni gözünden
türabın olayım !
göz koyma yokluğuma
dök içini
ağlat !
şebler ağarsın
.
.
.
sâlâm verilsin
sabah ezanına denk.
böyle mes'ud görmemiştir cümleâlem de
şimdi bekleyelim
yer kâbûl etsin ..

çocuklar ..
muhteşem varlıklar . mefaatleri doğrultusunda yaşarlar . ancak bu menfaatperestlikte aynı zamanda eşsiz bir saflık vardır . bir çocuğa hediye olarak ''uçan balon mu , uçak mı alayım sana ? '' diye sorsanız , hiç düşünmeden '' uçan balon '' cevâbını verecektir .
çok da acımasızdır çocuklar .aklından geçenleri pat diye söyleyiverirler , süzmeden ..
saf aşk çocuklaşmaktır büyük ölçüde . gönlünü almak da kolaydır bir çocuğun , üzmek de . dondurması elinden alınan bir çocuktan daha mutsuzu yoktur . evi yansa umurunda bile olmayacaktır . en azından çabuk unuturlar .
hayatta en çok çocuklara ve yaşlılara acırım , en çok da onlara gıpta ederim . yaşlılar da farklı değil çocuklardan . arada kalmamış bir nesildir onlar .ortayı bilmezler .ne çok benziyor yaşlılar çocuklara . önceden deneyimleri olduğu hâlde yine de çocuklaşmayı seçebiliyorlar .
henüz çocuğum . belki de yaşlı .. ama asla ortayaşlı değil .ne büyük bir çıkmaz olurdu ortada kalmak .. aşk alnında çocukluğun izlerini taşır . hiç suçu yok onların ...

döl verici diye adlandırdığımız sevgi dâima iffetlidir de tersine , sevişenlerin birbirlerini coşturmak için kullandıkları yöntemler hemen hiçbir zaman iffetli değildir.
***
insan nedensiz sever . ama insan kederle ya da sevinçle , kaygıyla ya da kaygısızlıkla , kıskanarak ya da inanarak severse bunun altında bir neden kesinlikle vardır .
***
birdenbire yüreğime bir çimdik yemiş gibi oldum . bütün vücudumu titreten bir de irkilme duydum , şu gelmişti aklıma çünkü : '' ben neler gevelersem geveleyeyim , kesin olan şu ki gelmedi o . '' bu düşünce de yokluğun gerçeği karşısında her türlü yargı yürütmenin boş olduğunu âdeta fizik bir duygu ile anlatmıştı bana .gelmeyişine aldırmadığımı kendime kanıtlamaya da hevesli değildim artık.
alberto moravia / kıskançlık

sus dilim
kimse senin gibi
duru demiyor
...
işitmedim kor sözden başka
...
gözlerim mi gülen ?
işte siz bu kadar körsünüz !
...
ah benim dertli başım
...
tut elimden gönül
gidelim buralardan
ıssız yokluğa.
dinlen biraz ,
çok yorgunsun ..

bu savaşta ben yokum
milattan kalma yaralarım var benim .
yastıkları ben ıslatırım
besmelemle yatar ..
besmelemle kalkarım ..
bana teninden gayrısı haram !
sana bütün haramlar helâl !


canımı tüketiyorsun
asılı bırakma
ben böyle beklemeleri sevmem
fedâ edileni
istemem geri
